Ekonomi Nasıl Büyür?

Benim aklıma gelen dört farklı yol var:

1.      Nüfus artışı: Nüfus artışı daha fazla çalışan ve daha fazla üretim demektir. Dolayısıyla ekonomi büyür. Üç çocuk isteğinin sebebi budur.

2.      Çalışma saatlerindeki artış: Mesela çoğu insanın günde ortalama 8 saat çalıştığı bir ülkede birden herkes psikopat gibi günde 15 saat çalışmaya başlarsa (Japonlar gibi) ekonomi büyür. Tabi insanlar sabah akşam çalışıp da hayatını yaşayamazsa ekonomik büyüme insanlar için bir şey ifade etmez. “Bana mı büyüdü lan ekonomi? Sabah akşam çalışıyorum. Yemişim büyük ekonomiyi!” der adamlar. Sonuçta ekonominin amacı (teoride) insanların refahı ve mutluluğudur.

3.      Şansa bala bir yerde değerli bir yer altı kaynağı bulunur. Bu durumda da ekonomi büyüyecektir (örnek: Suudi Arabistan, Katar, BAE, Kuveyt ve bilumum petrol zengini ülkeler).

4.      En önemli neden teknolojideki gelişmelerdir. Teknoloji geliştikçe üretimdeki otomatikleşme artar. Kas gücü gerektiren işleri makineler, hesaplama gerektiren işleri bilgisayarlar yapmaya başlar. Bu durumda üretim maliyetleri azalır, üretim hızı artar, daha fazla üretim olur. Bu sanayi için de hizmet sektörü için de diğer sektörlerin hepsi için de geçerlidir. Dolayısıyla mühendisler ekonominin bel kemiğidir (kendim de mühendis olduğum için demiyorum vallahi bak) denebilir.

Mühendislik mesleğini övdüğüm bu yazının da sonuna geldik. (Bence güzel bir sonuç paragrafı oldu)

Reklamlar

Donate To Me Baby!

Merhaba okuyucu!

Bu site hobi amaçlıdır ve kar amacı gütmez. Buna rağmen “Serdar Bey, ben sizin yazılarınızı çok beğendim ve size bağışta bulunmak istiyorum.” diyorsanız cüzi miktarlarda (500.000.000 USD) bağışlarda bulunabilirsiniz. Bağışta bulunurken size kolaylık olsun diye kripto para cüzdan adreslerimi paylaşacağım (500.000.000 USD’yi havaleyle yollamak zor olur tabii ki). (Lanet olsun neden bu kadar komiğim ya!)

Aşağıda bu sitenin bağışları için ayırdığım kripto cüzdan adreslerimi paylaşıyorum.

Bitcoin:

1AGCaUCxfY7Ms1yEAqNWXwcxLoF747Z1Sn

Bitcoin Cash:

1FBF3bCLqpucXTUwuPistG5jiDVgajDW9m

Dash:

Xq8nzBrLjDWd7xHp4BmNNbYojANqPiMXgy

Litecoin:

LM5vJ6RPnsntPJNbe8ke2dbHNQTAVWJ4hr

Ripple:

rargjM2Ugh9NmzeNwmjT8chiovBctCVYQM

Monero:

45yXsCiJxziU8ys7i5LSSBSTgJcB5QbGeNfhiEYYrLzHYP21rM5aTeE7NYGCLP3ofcJygZMytPGH1S6Qf58SA8bfCd2QNCK

Çift Ana Dal Yapmak

ODTÜ’de Makina mühendisliği okurken havacılık ve uzay mühendisliğinden çift ana dal yapıp iki bölümü de toplamda 4 yılda bitirmiş biri olarak çift ana dal yapmanın getirilerinden ve götürülerinden bahsedeceğim. Çift ana dal yapmanın getirileri ve götürüleri ana dalınıza, çift ana dal yaptığınız bölüme ve daha birçok şeye göre değişmekle birlikte benim genel gözlemlerimden ve tecrübelerimden bahsedeceğim.

Getirileri:

1.      Fazladan bir diplomanız olur. Kağıt uçak yapmak için kullanabilirsiniz. Şaka bir yana bir diplomayla iki diploma arasında pratikte bir fark yok. İki bölüm mezunusunuz diye kimse size iki katı maaş vermez.

2.      Çift ana dal yaparken fazladan aldığınız derslerden öğrendikleriniz. Bazen bir ders bile bir insana bölümün tüm derslerinden daha fazla şey öğretebilir. Örnek verecek olursam Makina Mühendisliği Ölümündeki ME-407 dersini veririm. Başlı başına bir hayat tecrübesi kazanmak için ideal bir derstir.

3.      Daha fazla arkadaşınız olur. İki bölümden de arkadaş kazanırsınız. Tabii ki tam tersi daha fazla derslere gömüleceğiniz için asosyale bağlama ihtimaliniz de var. Bu biraz da size kalmış.

4.      Daha fazla iş imkanı sağlar. İki bölümün diplomasıyla da iş ararsınız. Fırsatlar artar. Ama çift ana dal yapmaya harcadığınız enerjiyi tamamen ana dalınıza harcarsanız ana daldan çok daha yüksek bir ortalamayla mezun olacağınızı da unutmayın. Daha yüksek ortalama da daha fazla iş imkanı demek olabilir (Ortalama 3’ten fazlaysa fazlasını kimse takmıyor bu arada) ama olmayabilir de. Bu da yine çok kesin değil.

Götürüleri:

1.      Çift ana dal yapacağım derken ana dal ortalamanız düşer. Dereceye oynarken birden ortalama bir öğrenci haline gelebilirsiniz.

2.      Daha fazla ders, daha fazla sınav, daha fazla ödev, daha fazla proje, daha fazla lab, daha az uyku, daha az sosyal hayat

3.      Benim en çok nefret ettiğim nedenden bahsedeceğim. Ders sayısı arttıkça bir süre sonra sınavlara son gün çalışmak zorunda kalabiliyorsunuz. Bu durumda da ezberleyip sınava giren ve not için çalışan bir öğrenci haline dönüşebilirsiniz. Özellikle sevmediğiniz derslerde durum böyle olacak. Az ders alıp özünü öğrenerek anlayarak dersi geçmek daha iyidir.

Şimdi çift ana dal yapmak yerine yapabileceğiniz başka alternatiflere göz atalım:

1.      Uyumak. Bu çok net oldu.

2.      Gezmek tozmak

3.      Topluluklarda aktif olmak

4.      Spor yapmak

5.      Kitap okumak, çevrimiçi dersler satın almak ders dışında da kendini geliştirmek

6.      Youtuber olmak (Ciddiyim)

7.      Part time çalışmak ve iş hayatının nasıl bir şey olduğunu öğrenmek

8.      Etkinliklere, konferanslara, konserlere vs gitmek

9.      İkinci (veya üçüncü) bir yabancı dil öğrenmek

10.   Blog yazmak (okurken yapamadım şimdi yapıyorum)

11.   Girişimci olmak ve girişmek (öğrenciyken girişmek daha mantıklı olabiliyor bazen)

12.   Teknolojiyi ve çağı yakından takip etmek (Mesela ben ve birçok insan gibi tüh keşke zamanında bitcoin alsaydım tarzında bir pişmanlık yaşamamak)

13.   Hayal kurmak, düşünmek ve icat etmek. Dersleri ve işleri güçleri olmadığı zaman bir insan çok daha yaratıcı oluyor.

14.   Kafa dinlemek. Bu da gerekli bir şey

15.   100. yıl evleri gibi bilumum Facebook gruplarında trollük yapmak. Daha fazla trol lazım. Herkes çok fazla ciddi, en ufak bir şeyde triggered feminazi oluyorlar nedense.

16.   Fizik çimlerine oturup karı kız kesmek (veya kadınlar için erkek kesmek. Kadınların terminolojisini bilmiyorum kusura bakmayın). Fazladan bir tane daha diferansiyel denklem göreceğinize fazladan bir tane daha kız görün anasını satayım.

Yine de çift ana dal yapmak isteyen benim gibi psikopatlar varsa nasıl yapılacağını anlatan daha ayrıntılı yazılarım gelecek. Şimdilik kendinize iyi bakın.

Çekiciliğin Altın Oranları

Kadınlarda ve erkeklerde çekicilik birçok faktöre bağlı olduğu gibi bu faktörlerden bazıları vücut ölçüleri kullanılarak ortaya çıkarılan bazı oranlarla somutlaştırılabilir. Vücudumuzdaki ölçülerden trilyonlarca oran çıkarabiliriz ancak bunlardan en önemlileri omuz-bel ve bel-kalça oranlarıdır.

Omuz-bel oranı erkeklerde önemlidir ve ideali 1.6’dır (altın oran). Yani omuz çevresi ölçümünün bel çevresi ölçümüne oranı 1.6 olmalıdır.

Bel kalça oranı hem erkeklerde hem kadınlarda önemlidir. Erkeklerde ideal oran 0.9’dur ve kadınlarda ideal oran 0.7’dir.

Bu oranlar özellikle fitness ve vücut geliştirmeyle uğraşanlara ne kadar estetik oldukları hakkında somut bir ölçüm sağlayabilir. Omuz-bel oranı 1.6’ya ve bel kalça oranı 0.9’a yaklaşan bir erkekseniz doğru yoldasınız. Aynı şekilde bel-kalça oranı 0.7’ye yaklaşan bir kadınsanız doğru yoldasınız.

Multisig Wallet nedir ve ne işe yarar?

Cüzdan (wallet) kripto para terminolojisinde kullandığımız paranın depolandığı yazılımdır. Daha doğru bir terminoloji kullanmak gerekirse, kripto paraya ulaşımımızı sağlayan özel anahtarın (private key) saklandığı yerdir. Birçok çeşit cüzdan bulunmakta, bunlardan bazıları donanım cüzdan (hardware wallet), yazılım cüzdan (software wallet), çevrimiçi cüzdan (online wallet) ve kağıt cüzdandır (paper wallet). Bu yazıda yazılım cüzdan kategorisinde bulunan çoklu imzalı cüzdanlara (multi signature veya multisig wallet) değineceğim. Çoklu imzalı cüzdan nedir, ne işe yarar ve nerede ve ne amaçla kullanılabilir.

Çoklu imzalı cüzdanlar kripto para transferinden önce birden fazla elektronik aygıttan onay isteyen cüzdanlardır. Bunlar içinde benim bildiğim ve en ünlüsü Electrum (başka bir yazıda incelemesini yapacağım) bitcoin cüzdanıdır (Electron Cash bitcoin cash cüzdanı da aynı mantıktadır). Bu cüzdanın çalışma mantığı şudur. Cüzdan kurulum aşamasında kaç farklı imza verenden (cosigner) kaç adet imza (signature) isteneceği sorulmaktadır. Örneğin 5 imza veren ve 3 imza şeklinde bir seçim yapılırsa aynı cüzdan 5 farklı elektronik aygıta yüklenecektir ve bitcoin gönderimi sırasında bu 5 cihazdan 3 tanesinin onayı gerekecektir.

Şimdi bunun ne işe yarayabileceğine değinelim.

En önemli artılarından biri güvenliktir. Tek imzalı bir yazılım cüzdanı bilgisayarın ele geçirilmesi durumunda çalınabilecek paraya karşı savunmasızdır. Birden fazla imza gerektiren bir durumda imza veren aygıtlardan gereken imza sayısı kadarının aynı virüs tarafından ele geçirilmesi gerekecektir. Bu da eğer bu aygıtlar birbirinden bağımsız kullanılma hususunda dikkatli olunursa (aygıtlar arasında dosya alış-verişi yapmamaya dikkat etmek) oldukça düşük bir ihtimaldir ve teoride gereken imza sayısı arttıkça güvenlik artacaktır.

Bir başka kullanım alanı da ortak para depolamadır. Mesela hiç güvenmediğiniz bir ortağınız var. Her an bütün parayı alıp yurt dışına gidebileceğinden endişe ediyorsunuz. Bu durumda çoklu imzalı kripto para cüzdanları iyi bir seçim olabilir. Cüzdandan para gönderimi yapmak için iki ortağın da onayı gerekecek şekilde bir sistem kurulabilir.

Bu yazıda çoklu imzalı kripto para cüzdanlarının ne olduğuna ve ne amaçla kullanılabileceğine değindim. Diğer yazılarımda görüşmek üzere.

Kısa Mesafe Aralıklı Koşu Antrenmanı (Sprint Interval Training)

Bu yazıda kısa mesafe antrenmanlarının ne olduğunu, nasıl yapıldığını, nelere dikkat edilmesi gerektiğini, avantajlarını ve dezavantajlarını anlatacağım.

Kısa mesafe aralıklı koşu antrenmanı kısa bir süre yüzde yüze yakın (tam yüzde yüz değil, buna değinilecek) bir hızda koşulduktan sonra bir süre dinlenip tekrar kısa mesafe koşarak döngüyü tekrar etme şeklinde yapılan antrenman şeklidir. Uzun mesafe sürekli koşuya göre birçok avantajları vardır. Dezavantajları da olmasına rağmen bence avantajları dezavantajlarına ağır basmaktadır. Bu avantajlara da şimdi tek tek değinelim.

1.      Daha fazla kalori yakmak: Kısa mesafe aralıklı koşu antrenmanlarında kat edilen toplam mesafe uzun mesafe tempolu koşuya göre daha az olmakla birlikte yakılan kalori dinlenme aralığındaki dinlenme süresine göre de değişmekle birlikte genelde daha fazladır. Bunun birkaç sebebi var. Bu sebeplere de sırayla değinelim:

a.      Kısa mesafe aralıklı koşu antrenmanında kas hücrelerinde oksijenli solunuma ek olarak oksijensiz solunum yapılır. İlkokul biyoloji bilgilerinden de hatırlanacağı gibi oksijensiz solunumda bir adet glikoz molekülünden elde edilen enerji oksijenli solunuma göre daha düşüktür. Bu nedenle oksijensiz solunum yapan bir hücrenin aynı enerjiyi elde etmesi için yakması gereken glikoz molekülü miktarı çok daha fazladır.

b.      Bir diğer sebep de art yakıcı etkisidir (afterburn effect). Antrenman bittikten sonra da belli bir süre normalde yakılandan daha fazla kalori yakılmaya devam eder. Hatta sonraki bir gün boyunca normalden yüzde 30 daha fazla kalori yakıldığını söyleyen makaleler vardır. Bu, günde ortalama 2000 kalori yakan bir insanın antrenman bittikten sonraki 24 saatte 600 kalori fazladan yakması demektir ki 600 kalori yakmak için çoğu insanın yarım saatten fazla düz koşu yapması gerekir. Tekrar hatırlatıyorum. Burada antrenman bittikten sonra dinlenirken yakılan kaloriden bahsediyorum. Antrenman süresince de büyük miktarda bir kalori yakımı söz konusu.

2.      Kas gelişimine katkı: Kısa mesafe aralıklı koşu antrenmanları özellikle karın, kalça ve baldır kaslarını çok iyi çalıştırmakla birlikte vücuttaki bütün kasları çalıştırmaktadır. Bu da kas gelişimine destek olur. Uzun mesafeli koşular ise tam tersi kas yıkımına neden olmaktadır.

3.      Hormonlara pozitif etkisi: Kısa mesafeli koşuların testosteron ve büyüme hormonunu arttırıcı ve kortizolu (stres hormonu) azaltıcı etkisi vardır. Uzun mesafe koşular ise genellikle tam tersine neden olur.

4.      Daha eğlenceli olması: Uzun mesafe koşuların ne kadar sıkıcı olduğunu birçok insan dile getirmektedir. Kulaklıkla müzik dinleyerek koşmak gibi çözümler de çoğu insan için yeterli değildir. Kısa mesafe koşular ise daha eğlencelidir. Ne kadar hızlı koşabileceğini görmek bir insan için motivasyon kaynağı olabildiği gibi eğer antrenmanı bir arkadaşınızla yapıyorsanız onunla yarışma yaparak antrenmanı daha eğlenceli hale getirebilirsiniz. Size hiçbir koşulda yetişemeyeceğini düşünüyorsanız birkaç saniye avans verin ve yarışı eğlenceli hale getirin.

Kısa mesafe koşuların belki de tek dezavantajı sakatlık riskidir. Koşudan önce çok iyi ısınılmalıdır ve dinamik esneme hareketleri yapılmalıdır. Aksi halde birçok profesyonel kısa mesafe koşucusunun da kabusu olan arka bacak adelesi (hamstring) ve birtakım diğer sakatlıklara maruz kalabilirsiniz. Bir diğer dikkat edilmesi gereken husus da harcayacağınız efor (intensity). Eğer ölüm kalım meselesi gibi tüm gücünüzle koşarsanız sakatlık riski daha yüksek olur. İdeal olan yüzde 70-80 eforla koşmaktır. Eğer arkadaşınızla yarışacaksanız da her antrenmanda sadece bir kere yarışın.

Bu yazıda aralıklı kısa mesafe koşu antrenmanlarıyla ilgili bildiklerimi anlattım. Soru ve görüşleriniz için bana ulaşabilirsiniz. Sağlıklı ve mutlu koşular!

Merhaba, Blog siteme hoş geldiniz. Bu sitenin amacı nedir?

Amaç. Bizi yaratan işte o amaç. Amaç bizi birleştiriyor. Amaç bizi çekiyor, yol gösteriyor, harekete geçiriyor. Hareketlerimizi tanımlıyor. Bizi bağlıyor. (Matrix filminden alıntıdır)

Bu sitenin amacı yıllar boyunca okuyarak, araştırarak, dinleyerek, izleyerek, deneyerek ve yanılarak öğrendiğim bilgileri paylaşmak. Bu site tamamen hobi amaçlıdır. Profesyonel amaçlarla geldiyseniz sizi  Linkedin hesabıma alayım.

Bu sitede yazacağım yazıları temel başlıklara ayırdım. Bunlar:

 

Sağlık, spor ve beslenme

Ekonomi, iş yönetimi

Kişisel Gelişim

Teknoloji

Orta Dünya

Diğer